6 Ocak 2011 Perşembe

reklam değil;tavsiye=))

Evettt gençler...
"Yok artık daha neler" yılı olarak adlandırdığım 2010 yılını noktalandırdıktan sonra,2011 yılına giriş mahiyetinde bir şeyler yazayım dedim.Ne yazacağıma ise pek karar veremedim.Durum böyle ama malum bende bastırılamaz bir konuşma isteği var ki önlemek pek mümkün değil gibi.O halde biraz gevezelik etmemin sakıncası yok.İçi boş şeylerden bahsedip de canınızı sıkmak da istemem elbet;hatta aksine can sıkıntınızı giderecek bir şeyler önermek isterim.Özellikle film izlemeyi sevenlerin hoşuna gideceğine emin olduğum bir site keşfettim.Bir süre bu siteyi didiklemekle ve kendime saklamakla meşgul olduğumdan gecikmeli bir bildirim olacak zannediyorum;ama olsun.Tamam,kısa kesiyorum;sitenin linki şudur:
www.odfi.tv
İyi vakit geçireceğinize eminim.;)


19 Aralık 2010 Pazar

yapboz-ma

yenmeni bekliyorum kendini
kahramanım kılacak bu seni
zor kırılanı görmek eskisi gibi
parçaları bir araya getirdiğinde
her birinde senin ellerinin izi
kusursuz bir bütünlüğe gebe
benden bizi doğurmak üzere

direnmek için insanın tekliğine
birleşiyoruz kırıldığımız yerde

anlatmanı istiyorum kendini
anlamım kılacak bu seni
zor silineni yazmak eskisi gibi
satırları bir araya getirdiğinde
yalnızca bize dair bir hikaye
kusursuz bir şarkıya gebe
yalnız bizi duyurmak üzere

direnmek için evrenin seslerine
konuşuyoruz silindiğimiz yerde

26 Eylül 2010 Pazar

egonun anatomisi

yalnız kendini aldatırsın
yalnızca kendi kendini
yalnız -kendi kendine
kendin kendini
yalnız kendini
yalnız -kendin
yalnızsın.

24 Eylül 2010 Cuma

Kapalı ruhlar alemi

Bazen her şey alabildiğine açık olmasına rağmen ya kabul etmek istemediğimizden ya da reddetmekten korktuğumuzdan,anladığımız şeyleri yüksek sesle söyleyemeyiz.Malumu ilan etmekten kaçınan ses tellerimiz sözcükleri sessiz bir boşluğa bırakırken, bünyemiz gürültülü bir ağırlık hisseder derinlerde.
Sessizlik ve zamanın uyumlu birlikteliği sinir bozucu ve kontrol edilemez bir hal almaya başladıktan sonra,harfler sesli kelimelere dönüşmek üzere harekete geçerlerken,ruhumuza eşlik eden melodiler kakofonik bir hal alırlar.Rahatsızlığımızın bünyeden ayrılıp çevreyi taciz etmeye hazırlandığı bu evreye anlamlı cümlelere dönüşmeyi bekleyen binlerce şuursuz kelime eşlik eder.Bu şuursuz silahşörlerin galeyana gelerek beklenmedik leşler yaratmasından korkarak geçirdiğimiz onca uslu ve bir o kadar da puslu zamanı sona erdirmeye karar veren iç sesimiz öldürücü sorularını ateşlemeye başlar.Her soru bir yenisini doğururken ıssız ruh dünyamız bir panayır alanına dönüşüverir.Kargaşa öylesine büyür ki yanıtları bulamayız;hatta bildiklerimizi de kaybederiz.Bir süre sonra soruların cevaplanmamış olabileceğini düşünmek yerine, cevapları verebilecek kişiyi ortadan kaldırdığımıza inanmaya başlarız.Vicdanımız ruhumuza,var olmayan bir ölünün faili sıfatını yakıştırdığında,var olan gerçeklerimizi de yeniden sessizliğe emanet eder.
Bildiklerimiz de,bilmediklerimiz de hala yaşayan bir ölümlünün dudaklarında boşluğa savrulurken;ruhumuz,işlenmeyen bir cinayetin sorumlusu olarak sonsuza kadar kapalı anlamlara mahkum edilir.

18 Eylül 2010 Cumartesi

noktalama gerekli

gereksiz şeylerle uğraşıyorum gereksiz şeylerle uğraşırken gereksiz cümleler kuruyorum ve bunu gereksiz birilerine aktarıyorum sonra gereksizin biri bana bir şeyler anlatıyor daha da gereksiz oluyoruz
gereksiz olması gerekenler var biliyorum ama gereksiz olması gerekenleri gerekliymiş gibi görerek gerekli olan ne kaldıysa elimde gereksizleştiriyorum gereksizleştirdiklerim gereksiz olmadıklarını anlatmaya kalkarlarsa onları duymuyorum gereksiz olan her kimse gereksiz olduğunu bağırırcasına çırpınırken onu duyuyorum velakin dinlemiyorum hep aklıma ne eserse onu yapıyorum aklımla kalbim arasındaki kafam kadar kalın çizginin üstünde bir cambaz ipinin üzerindeymişim gibi nefes nefese kalıyorum gereksiz heyecanlar peşinde koşuyorum gereksiz heyecanları seviyorum gerekli olanları sevmiyorum gerekli olan bir şeyin beni heyecanladırabilme ihtimalini de sevmiyorum ihtimalleri sevmiyorum ama hayatım ihtimallerden ibaret oluyor hep tercih ettiğim biri ya da bir şey birilerini ya da bir şeyleri ihtimaller dışında bırakıyor ancak oyumu gereksiz olandan yana kullandığımdan mıdır nedir yine gereksiz ihtimaller arasında boğuluyorum öyle işte
gereksizlik ağır hayattaki karşılığı lügattakinden ağır

20 Temmuz 2010 Salı

1N

Anlamını bilmediğim kelimeler dilimde
sesime değdikçe kırılıyor her biri
yansımaları sana ulaşmasın diye
konuşsam da harfler hep sessiz
yalnız biri var ki güçlü öylesine
biri var ki kovalıyor yaşananları
yanıt bekleyen bir niye
söylenecek çok şey var gibi
susmak gerektiğinde hep böyle
düşünüyorum da sahi ne ki derdimiz
neden sahibiz bu maskelere
özlemken ruhun dört tarafı
tedirgin yalanlar kime
ki sessiz de olsa harfleri
gürültülüdür kişinin kendisine

9 Temmuz 2010 Cuma

hani benim devletim,"sosyal devletim"

Hukuk,adaletle ilişkili olması gereken bir kavram değil mi?Adaletten ayırdığınızda varolma amacını kaybeden bu terimin güzel ülkemde içinin ne kadar da boş olduğuna her geçen gün daha da yakından tanıklık etmek zorunda kalmak çok canımı sıkıyor.
Stajyer avukatların tabi oldukları şartlar mesela...
Stajyer avukatların haktan,adaletten yoksun çalışma koşulları katlanmak zorunda oldukları bir şey olarak önlerinde duruyor.Sosyal güvenceden yoksun olarak bir yıl boyunca çalışmak zorunda kalan,herhangi bir ücret talep etme hakkı bulunmayan;üstüne üstlük mevcut koşullar gereği kabarık ücretler ödeyerek baroya kaydolma şansı bulabilen,staj süresince mesleki gelişim ve yeterlilik adına hiç de tatmin edici olmayan bir sürece dahil olmak zorunda kalan bir sürü taze adalet arayıcısı."Sosyal Devletim" adalet dağıtabileceğine inanarak yola çıkmış birçok gence daha ilk günden gösteriyor aba altından sopayı."Yok öyle bir dünya" diyor adeta.Cici gençler ne yapıyorlar peki?Ne yapıyoruz?Susuyoruz;adalete susuyoruz.Halbuki suyun kaynağını öğrenmiş olan bizlere yakışmıyor bu eylemsizlik hali.
Anayasamızda yer alan sosyal devlet ibaresinin inandırıcığını koruması için köklü bir değişiklik yoluna gidilmesi şart.Değişimi tetikleyecek olansa bizleriz.Bizim sesimiz.
Şimdi adalet için...